Ömrün nihayetini beklerken sıkılmamak için;
Korunaklı barınaklar yaptık,
Sevdik ve haliyle çoğaldık renk renk.
Acıya ev sahibi olurken yol aldık sevinçlere günü birlik.
Bulur gibi olmaktan ziyade arar gibi olduk,
Ve unutmamak için;
Fısıldadık geceye lal doğmuş günleri...
İnsan boşluk kaldırmaz diyerek başladığımız zaman
Atomun ve evrenin göz göz boşluklarında yitirirken bizi yani kendimizi;
Olimposun zirvesinde doğdu Zeus..
Hakikat yağdı Dicle ve Fırat üstüne.
Güneş dönerken tapınan bedenler gördük,
Dünya dönerken giyotinlerde sallananları da.
Değişmeyen kainat ve yasalarınca ölçülerimiz oldu,
Ve onu takiben tanımlarımız şüphesiz.
Delirmemek için;
Başa çıkamadıklarımızı ektik toprağa.
Topladık mahsullerini İsa'nın çarmıhında
Ve de Nuh'un tufanında.
Kumdan kalelerimiz de oldu.
Tanrının fırtınasına dayanıklı.
Kuatumu, izafiyete,
Momentumu arşimete komşu yaptık.
Başı boşluk korkusuyla,
Apar topar sınıfladık ortak yanlarımızı.
Kimine gen dedik, kimine ırk, kimine tür.
Geçit vermeyen kışlar ile kavurucu iklimlerin bitki örtüsünden geçtik.
Kah uyum sağladık kah uğurlandık.
Göreliliği öğrendik merak çukurunda.
Devindik durduk koca bir kaosun ortasında.
Ve yola ne için çıktığını unutacak kadar yitmelerimiz oldu.
Asla sıfıra dokunmayan parabol eğrileri gibi salınırken;
Acı bir iç sesten koparamadığın aklın ve sen!
Peki ama neden?
yaşam biraz merak biraz umuttur kimileri beklentilerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini merak eder kimileri de ettiği iyiliklerin karşılığını bulup bulamayacağını kimi de zengin bir hayat yaşasaydı her şeyin nasıl olacağını kimi de iyi hissetmenin ne demek olduğunu merak eder kimi sevmeyi merak eder kimi de düşünmenin sonunu merak eder kimi de evrenin sonunu merak eder kimi de anne sevgisinin ne demek olduğunu kimi de annesinde bulamadığı sevgiyi bir başkasında bulmayı ümit eder kimi de ne kadar ileri gidebileceğini ancak herkes merak ve umut eder ve merak ve umut etmeyi bıraktığın gün de ölürsün ama farkında bile olmazsın.
YanıtlaSilVelhasıl her şey eziyet derecesinde izafi!
Sil