24 Ağustos 2017 Perşembe

17 Ağustos 2017 Perşembe

OLAĞAN

Ben Nida..
Soluğuma toplanıp duran katrandan katı yaşanmışlığımla;
Kaç kez öldüm, kaç kez yaşadım ve sandım bilmiyorum.
Ki çabalamıyorum artık.
Şaşırmıyorum da.
Hep aynı saatte duran bozuk bir saatten öteye geçemiyor çünkü var oluşum.
Araftayım ve hep ordaydım.
İştahla beslediğim sonuçsuzluğum mütemadiyyen aç artık!
Bir türlü secdeye varamayan kıyamda çakılmış yalnızlığım ise benler kabristanı gibi.
Anidan doğup yetemeden toprağa verdiklerimin ismi cisminde yitiyor ki;
Ben eylemsiz kalıyorum çokça.
Kendi kendini yok etmediki kabiliyetsizliğim dünyayla yasal bağlantılarımı koparmama engel oluyorken;
Ellerin geliyor aklıma apansız..
Karıp katıyorum kendimi.
Başlangıçlarımsa yolun yarısında sonsuz..

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Son DEĞİL..


Günün aydınlığından ve dahi geceye uzanan ıssız karanlıktan
usanalı çok oldu da.
O kimsesiz ve serin gelen kuşluk vakitlerinin yüzü suyu hürmetine vira
bismillah çekiyorum sabahlara.
Her gün aynı renge bulanmış ikircikli ömrümü dakikalara peşkeş çekiyor olmama rağmen hem de.
Hakikaten de e rağmenler çoğalıyormuş yaş aldıkça ve yaşadıkça..
Gülebilmek,
Sevebilmek,
Susabilmek,
Sakince söyleyebilmek gibi çokça sayılabilir türden ne varsa.
Ve tabi bilmediğin bir yola çıkarkenki sen ile duraklarından yoldaki yarıklara kadar ezberlediğin bir yolculuktaki sen arası mesafe kadar bir farkla yalnızca.
Düşünüyorum da;
Daha asıl olanın yörüngesine giremeden, çıkıntı bir dişli oluşumla gelen bir takım bakım onarım çalışmalarında tükenmiş enerjim, kudretim ve de başa çıkabilme kabiliyetim.
Kavurucu bir öğle sonrası güneşinde dağ bayır pedal çevirip başladığım yerde sebep olduğum toz ve dumanda ovarken gözlerimi, yerinden kımıldayamayan gidişlerimle bir acı kahvede  soluklanıyoruz çoğunlukla.
Kısım kısım tükenip kısım kısım yozlaşırken kalabalık yalnızlıklarımı pekiştiriyorum gayet aklı başında.
Başladığım herhangi bir şey bitişine aceleyle kavuşma telaşındayken, mütemadiyyen zihnimi
kurcalamakta olan:
Eee, sonra?
Sonranın daha son hecesine varamadan ki çok iyi biliyorum; farketmemeye başlıyor iyi kötüden, güzel çirkinden, var olan yok olandan..
Bir tür hastalık nöbeti gibi görüp hissedip teslim olurken ben;
Sağımdan hucüm eden o kahverengi güçlü ses:
Olanını olmayanından ayıranı olmayansın sen!!!

Günaydın!
Ey akrep ve yelkovana luzüm olmayan zaman..