9 Ağustos 2017 Çarşamba

Son DEĞİL..


Günün aydınlığından ve dahi geceye uzanan ıssız karanlıktan
usanalı çok oldu da.
O kimsesiz ve serin gelen kuşluk vakitlerinin yüzü suyu hürmetine vira
bismillah çekiyorum sabahlara.
Her gün aynı renge bulanmış ikircikli ömrümü dakikalara peşkeş çekiyor olmama rağmen hem de.
Hakikaten de e rağmenler çoğalıyormuş yaş aldıkça ve yaşadıkça..
Gülebilmek,
Sevebilmek,
Susabilmek,
Sakince söyleyebilmek gibi çokça sayılabilir türden ne varsa.
Ve tabi bilmediğin bir yola çıkarkenki sen ile duraklarından yoldaki yarıklara kadar ezberlediğin bir yolculuktaki sen arası mesafe kadar bir farkla yalnızca.
Düşünüyorum da;
Daha asıl olanın yörüngesine giremeden, çıkıntı bir dişli oluşumla gelen bir takım bakım onarım çalışmalarında tükenmiş enerjim, kudretim ve de başa çıkabilme kabiliyetim.
Kavurucu bir öğle sonrası güneşinde dağ bayır pedal çevirip başladığım yerde sebep olduğum toz ve dumanda ovarken gözlerimi, yerinden kımıldayamayan gidişlerimle bir acı kahvede  soluklanıyoruz çoğunlukla.
Kısım kısım tükenip kısım kısım yozlaşırken kalabalık yalnızlıklarımı pekiştiriyorum gayet aklı başında.
Başladığım herhangi bir şey bitişine aceleyle kavuşma telaşındayken, mütemadiyyen zihnimi
kurcalamakta olan:
Eee, sonra?
Sonranın daha son hecesine varamadan ki çok iyi biliyorum; farketmemeye başlıyor iyi kötüden, güzel çirkinden, var olan yok olandan..
Bir tür hastalık nöbeti gibi görüp hissedip teslim olurken ben;
Sağımdan hucüm eden o kahverengi güçlü ses:
Olanını olmayanından ayıranı olmayansın sen!!!

Günaydın!
Ey akrep ve yelkovana luzüm olmayan zaman..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder