7 Eylül 2022 Çarşamba

Sur le fil

 Kalmadı.

Ne bir yüz,

Ne bir ten,

Ne net bir anı,

Ne bir renk,

Ne tanımaya deger bir koku.

Bu sogukkanlı nötrlüğüm..

Korkuyorum! 

Oldugum yerden değil ama daha ne olurundan korkuyorum.

Dinlediğim şarkılar, izlediğim filmler, baktığım resimler bir insan zerresine dokunamıyor artık.

Vardıgım kırk yama hayatıma yedi derecelik astigmat görüşten kalan yalnızca.

Bulanık,

Silik,

Özensiz,

Hizasız,

Ve de önceliksiz.

Ben!

Yıllarca kapı kapı hakikat dilenen,

Ugruna umutlarını,

Masumiyetini,

Sevgisini, sevgilisini,

Cinsini ve hatta cinsiyetini satan ben. 

Deger miydi dememek için arkamı döndüğüm saygıdeger feda ettiklerim! 

Mevlaya emanetsiniz deri değiştirir gibi ardımda yıgdıgım soykalarımla. 

Oyle bir yerdeyim şimdi. 

Farketmiyor biri diğerinden. 

Kartelamdaki renkler terhis oldu bir bir. 

Bir adım var. 

Bir kaç da sıfatım, tercih olmaksızın iliştirdikleriniz. 

Kitaplarım var aklı selimime sahip çıkan, 

Hayretim baki hala, şükür. 

Merakım var bir de kimlik kartım. 

Kendi boşluğumda dönüşüyorum usulca. 

Sakin, aşina, razıyım. 

3 Eylül 2022 Cumartesi

It is foggy today

 Biri olmak.

Yalnızca herhangi biri olmak milyonlarcası içinde.

Bakınca fark edilmeyen, gorunce ayırt edilebilen belki. 

Bu kadar basit, bu kadar yalın. 

Renginden, dilinden, sesinden, susundan, ederinden, etmeyeninden azade. 

Yekpare halde insan oluşu yeter olan, 

Bir komün içinde huzurla var olabilmek!

Kuzeyden ve güneyden baktığım gök yüzü

Maviliğini koruyorken

Yeryüzündeki bu itiş kakış, bu var oluşuna savaş açma ve özünü reddetme hali

Bağrımda emniyetsizlik sebebi! 

Kabullenmekten değil belki ama devam etmekten yoruldum. 

Devam edecek olmamı gerektiren ne varsa bir çok şeyden aslında. 

En çok da fark etmenin farklılık olmasından. 

İnsan iki kere doğar. 

Biri pürü pak bir ananın rahminden hayat bularak 

Diğeri ise kendinden. 

Hani sarp bir yokuş olan. 

Ahestece biriken sancılarını cesaretin halatlarından aşağıya salarken, 

Korkularını ve kaygılarını bir avazda çıkarıp kendinden, 

Kabuksuz ve kendinden üryan yeni bir sana can vermek. 

Bir vuslat anıdır ki

Bilsen nasıl adandım. 

Bilsen nasıl vurur beni bu zaman. 

Nitekim ayıklanıyorum. 

Yerden ve de gökden! 

Şeksiz ve şüphesiz, hiç olmadığım bir ciddiyetle, 

Bir ufka vardım biliyorum. 


Büyüyorum sevgilim..


28 Temmuz 2022 Perşembe

Wait for me

 Zaman.

Soylemiş miydim?

Tanrı gibisin.

Varsın desem tek başına manasızsın.

Yoksun desem yirmi ikisinde kıydığım körpemi çekip alamıyorum elinden.

Inanmak celladın avuclarından su içmektir.

Sen de öylesin.

Umudumu akışında büyütüyorken,

Tüm kutsallarımla beraber zalimliğine biat ediyorum.

Belirli belirsiz gözlerimin önünden geçen anlarla tarafınca mutemadıyyen sınanırken ben,

Kerelerce duyularıma nefsi mudafaa yaptıran bazı tercihler, bazı sözler, bazı yüzler..

Ne diyeyim bilemedim.

Hepsi iyi güzelde kokularla vurma beni.

Başa çıkamadığım, başaramadığım yumuşak karnım.

Bazen çocuklugum, bazen yalnızlıgım, bazen öksüzlüğüm, bazen uzaklığım, bazen kadınlığım, bazen kavrayışlarım, bazen sessizliğim, bazen kıyametim.

Diye uzayıp gider öyle.

Kokular katilim ve de maktülüm.

Yine de varlığımın ağdalı tarafı, iyi ki varsınız.

Şimdi ben yine hayatımın en karmaşık bütünlüğüne vardığım o dönemeçte. 

Tam tamına on iki sene önce yüreğimden göçmen kuşlar ugurlayan pedalları, yolları, ve yüzüme savrulup duran bozkırın tozu dumanı ile olduğum yere bir kırık dökük kadın bıraktım. 

Hoşçakal. 

10 Temmuz 2022 Pazar

Requiem

 Kimsin sen?

Kim bu insanlar?

Bunca bayalık,

Bunca öfke, 

Bunca zifiri yalnızlık yetmedi mi? 

Ah Lacrimosa! 

Bak yine dolunay. 

Yine rahmimde gayri meşru suretler büyüyor. 

Zehirli sarmaşıklarıma karşılık, 

Sattıgım bedenim ödeyemedi diyetini. 

Benliğimde bu dualite bitiriyor beni. 

Kapatmaya çalıştığım sayfalarımın

El değmemiş satırlarına kara çalan şeytanlar 

Şeytanlarımız Lacrimosa! 

Yine geliyorlar bak! 

Yine dolunay Lacrimosa! 

Yine kulaklarımda çılgına çeviren o melodi. 

Bak yine yeniliyorum. 

Biliyorsun boynum kıldan ince sana.

Dizlerim Lacrimosa! 

Bir isyan halinde yerle yeksan. 

Sus artık sus ne olursun! 

Bu çok fazla. 

Yine mutlak zaferin Lacrimosa. 

Yine... 



5 Temmuz 2022 Salı

Defne'm

 Beklemeyi öğreteceğim sana.

Beklerken sabretmeyi.

Sabretmenin savas meydanını terk etmeden mevlaya teslim olmak oldugunu aynı zamanda. 

Her beklediğin gelmeyecek. 

Bu evrenin bilindik bir patterni yok benim güzel yavrucum. 

Aldıkların, buldukların ve aradıklarınla tutkunu yitirmeden kabul etmeyi öğreteceğim sana. 

Zaman ilaçtan ziyade yeni fırsatları farkedebilmen içindir. 

Yani benim canım, ne zaman durup, ne zaman koşacaksın öğreteceğim. 

Unutma göz nurum, 

Insan da toprak gibidir nadasa kalmazsan özünü kaybedersin. 


30 Haziran 2022 Perşembe

O mikros Pringipas

Kirlendin Faust!

Düşlerin,

Tenin,

Fikrin,

Ideallerin,

Hepsi özenle kirlendi.

El kadar bebeyken türdeşlerinde aradığın anlam da terkediyor şimdi seni.

Kafanda koloni kurmuş agnostik türevlerinle,

Boşluğa mayalandın sonunda.

İçinde ve dışında sığamadığın dünyandan selam olsun Mephistoya..

24 Haziran 2022 Cuma

Mitari'in Gelini

 Ne o kırmızılı körpe,

Ne kardaki kardelenim artık.

Hani o ikircikli yunus vardı.

Hatırlar mısın bilmem!

Gözlerimin içine baka baka fisebillilah diyişini.

Ben hiç unutmadım.

Razı oldum.

Sevmek öylesine bir şey değildi elbet.

Hamletteki Ofeyi tercih ederken sen,

Kadın olmayı öğrendim.

Yüreğime balyozlar inerken

Varolmayı öğrendiğim gibi.

Tüm şuursuzluğumu astım gençliğimin narin boynuna.

Çeşit çeşit rollerle yer alırken hikayelerde,

Arsız arsız dolaştım bedenleri.

Garipti.

Öylesine eğlendiler, öylesine şaşırdım.

Insanlar canım.

Milyonlarca desen, hani koca evrende bir nokta olmayan.

Mutluluk dediler çokça,

Anlık bir unutma hali.

Herneyse şimdi.

Bunca toz duman,

Bunca kara çala içinde,

Kendi kendimi bozdum, sonra da tamir ettim.

Yanmayan bedenleri yoluma mesken ettim.

Uzun lafın kısası,

Bıraktığın yerde ben çokça büyüdüm sevgilim.

Çokça da kabullendim.

Ama en çok özledim.


20 Haziran 2022 Pazartesi

Porz Goret

 Hepsi aynı renk.

Yaşadığım, yaşıyor olduğum ve müstakbellerim korkunç bir aynılıkta.

Furkanım ve hakimim yok.

İdeal imgemi oldurmaya çalıştıkça nur topu gibi bir nevrozum oluverdi.

Öyle ki!

Hakikat diye diye çöpe attığım gençliğim,

Yüreğime ekip durduğum fisebilllilahlarım,

Atomların boşluğuna mayaladığım aklı selimim,

Ölü doğurduğum bebeğim,

Yaşarken dayandığım sahipsizliğim,

Defne'min gözlerindeki kırılmış düşler,

Hepsi aynı renk.

Gariptir elbet!

Ton ton dinliyorken evreni,

Kulaklarım frekansları ustalıkla ayırıyorken,

Bir kahverengi bavulla uğurlanıyor olmak.

Mütemadiyyen vuslatsız bu yolda

Bir şey var ki!

Sakladım ve sakındım.

Hazdan, sesten, sustan, ardan, arsızdan, kavgadan, kahırdan.

Örselemeden alıkoydum, sardım ve tabi sarmaladım.

En değerlim,

En adandığım,

Tüm varoluşlardan ve renklerden azade,

Ölesiye bir haklılık, eşsiz bir gurula

Sol yanağımdaki çukurda güvende ve benimlesin artık.

18 Haziran 2022 Cumartesi

Epilogue

 Otuz beş yaşındayım.

Boşa koysan dolmayan, doluya koysan almayan,

Zamandan öte, mekandan muaf hikayemde;

Kaz ayaklarımda biriktirdiğim anılarım,

Göz çukurlarımda sele kapılmış yurtlarım, 

Göğsümden beslediğim pürü pak'ım ile 

Otuz beş yaşındayım.

Düşünüyorum.

Ödediğim bedellerden çokça öğrendim.

Sevmenin nimet, sevilmenin tutsaklık olduğunu,

Yalınlığın özgürlük, hırsın kölelik olduğunu,

Kabul etmenin arınmak olduğunu öğrendim.

Barışmayı öğrendim kendimle.

Çırpınmadan olduğum yerde, dönüşecek cesareti hak etmeyi öğrendim.

Varlığımın bir dut ağacınınkinden üstün olmadığını, 

Her hayretin bir kavrayışa gebe olduğunu öğrendim.

Çilenin kutsal değil doğal olduğunu,

Ahlakın, erdemin ve dahi bilimum kabullerin kollektif yaşamın koruyucu bariyerleri olduğunu öğrendim.

Dışımda maddenin yönünde, içimde tersine gidebilecek izolasyonu sağlamayı öğrendim.

Yanlışsam şayet sakince başa dönebilmeyi

Eli baştan dağıtacak sabrı kazanmayı öğrendim.

Sınırlarımla usulca vedalaşmayı,

Tüm boynuma asılan sıfatlarla medenice yollarımı ayırmayı öğrendim.

Kendi cennetimde olmasa da olduğum yerde benim artık.

Bu ben,

Bu Nida,

Ne bir eksik, ne bir fazla

Otuz beş yaşındayım.