12 Nisan 2018 Perşembe


Özledim seni…

İnsanlığını, sahici tebessümünü, eksilmeni, artmanı, kır-kumral saçlarını, yüzündeki yaşanmış

çukurları, ellerini ve dahi dumanı parmakların arasında tüten her bir sigaranı..

Kısaca sana dair bildiğin ve bilmediğin çok şeyini özledim.

Gelişin kadar gidişin de güzeldi, belki daha da fazla güzeldi.

Arkaya atarken saçlarını, gözlüğünün başında konumlanışından tut da, hafif sola kayan bıkkın ve de

yorgun adımlarına varana kadar ezberimde!

Gri bir harmoni içinde renkli olduğum için ve belki de daha fazla renklere aşina ve aşık olduğum için

bedel ödediğim, benim için klasikleşmiş bir ömür harbi içerisindeyim.

 

Aslında bildiğin şeyler işte..

Durum tam da böyleyken seninle uyuttuğum zamanların, kendimi soyunduğum anların önemi daha

da kavranır oldu zihnimde.

Her seferinde kabullendiğimi sansam da;

“Helikopter başka yere gitti ” derken Defne'min gözlerinde yiten heyecan yüreğime atom bombası

misali düşüyorken; engel olamadığım gözyaşlarım, normal olmadığım çağrışımı yaptığında insanlara,

Aslında kabullenmekden ziyade öğrenilmiş bir çaresizlik içinde olduğumu anlıyorum çokça.

Kuşların hep bir havalanışı heyecandan yüreğimi havalandırırken,

Apansız düşünceler dökülüveriyor zihnime.

Değişen güzel değil, güzeli görme kabiliyetimiz.

Bazen de alışageldiklerimizi güzel görmeyecek kadar hor görmemiz.

Tüm bunlar olurken, insanlığın duyduğu ses frekansının dışına çıktığımı hissettiriyor yaşam bana.

Bu şey gibi, karıncanın ayak seslerini duymak, hatta ağır çekimde tenime değen rüzgarına dokunmak

gibi.

Özel ve acıklı...

 
İşte böyle Can,Dost,İnsan!

Aslında düşündüm de;

En çok da, kitabımdan başımı kaldırdığımda sevgi dolu yüzüne bakmayı özlemişim.

Sevgi ve özlemle…

Hoşça kalasın!

Iste tam da bu noktada , bazen burun deliklerime dolan, bazen kulaklarimda fisilti olan çoğu zaman
 
da ayva tüğlerim de rüzgar olan anlarım ne bir surette ne bir kadehte ne de bir tabloda tüme
 
varamıyorlar..

Ölüyor muyum oluyor muyum bilmiyorum..

 Örumcek ağlarında soluklanıyor, çimenlerin senfonisini dinliyor ve kuarklarla dans ediyorum.

 Arınayım derken mevcut gerçeklikten evrenin hangi olasılığında vücut buldum bilmiyorum.

Lakin zaman yitti gitti.

Anlayamadığım , bu kara ve yorgun gözler hala benimle, hala bana bakıyor ararcasına, iştahla...

Hala insanlar ve yaralar!

İşte!
 
Tanrının mutlak zaferi; ben on uzeri n kere bilmiyorum..