10 Şubat 2017 Cuma

DÖNGÜ..

“Senin sonun yok,
  Başladığın yer bitirdiğin yere yabancı olmayacak..”
  Sahilin yosunlarla karışmış nahoş kokusuna rağmen denizin dinginliğine emanetti algım. Yanımdaki   adamla sessiz salınımlar yaşarken, tarifleyemediğim heyecanımı bastırmak için elim, ayağım ve bütün bedenimle savaş halinde idim.
Ruhun o ilk yolculuğu, ilk telaşesi kısmi bir sarhoşluk hali yaratmıştı bende. Kıvamlandıkça kendmimin yoksulu olmaya başlayacağımı o zamanlar kim bilebilirdi ki..
   Düşünsel ve içsel bütünleşmemein ilk anlarıydı onla paylaştığım. Kırmızı montum içinde üşüyen bedenim ve soğuktan değil ahenkten titreyen dudaklarım ömrüm boyunca o anı silinmez kılacak kancayı atıyordu zihnime.
   Yola çıkmaya tam anlamıyla hazır birine neden söylensindi ki sonu görülmeyecek bir ufka gebe oluşu..
    Kim bilebilirdi oysa yolların geçilme sıklığı sona faydasızdı.
“ Geçtiğin yerlerden defalarca geçmişken seninle korkup, seninle heyecan duyamam,
   Apansız yeşeren bir kardelenken sen, beyazlığına gölge olamam..”
   Evrenin karanlığına ve kirlenmişliğine merhaba dememin üzerinden birkaç zaman geçmiş olmalıydı; Hissiz, alışmış ve ivmesi sansürlenmiş halde idim. Ruhun sadakati çekip almıştı kendini kağıt aklığından.
    Yaşam ve kendim sarmalı yalan bir düzlemi karşılar gibiydi. Kendine seyyahlığın ilk tohumlarını serperken usul usul içime, pusulamın ilk hedefi sonum var benim isyanına kilitlenmiş ve kendi devrimime soyunmuştum.
“Bir güzel yunus ikircikli..”
   Yükü boşaltmak için durduğum durakların biriydi. Nasıl bilebilirdim omuzlarıma çökecek bir ömürlük sızıyı sırtlanıp ilerleyeceğimi..
   Şizofreni bir hayat başlamıştı benim için..
   Olduğum ve gördüğüm düzlemdeki canbazdım artık.
Deliliğe ramak kalmışken bir fisebilillah dokunuverdi avuçlarıma.
Susabiliyor olmamın derinliğide yoğurdum benliğimi, zor ve ağırdı.
Hayatımın sanı evresi başlamıştı artık.
Nereden başladığıma dair en ufak bir fikrimin olmadığı zamanlara ulaşıyor gibiydim.
İlişkilendirdikçe bakıpta görebildiklerimi örümcek ağlarına yakınsayan bir ruha evriliyordum.
“Sevişmeliyiz Ofe..”
Ruhun arınmış odalarından kadınlığa aydınlanan pencere.
Tenin yumuşaklığında mahrem duygulara yolculuk zamanı idi.
Şaşkın ve kırıktım.
Aşk ve seksi birbirine sindirememiş, kirletilmiş duygularımla bozguna uğratılmış ve yenilmiştim.
Belki de suç ruhuyla sevişemediiklerimi bedenimde öldürmekteydi.
Üzerime yapışan en ironik hal olmalıydı bu.
Dışında isteyen, içerde arayan bir kadındım.
Rüzgarın savurduğu tabiat kadar özgürken, ağrılarım neden daha ağır, yüküm neden katlanılamaz halde idi.
Aradığım, bulduğum ve bulamadıklarım üçgeninde kıvranırken sonun bilmecesi hayat bulmuştu zihnimde.
Apansız anlamın gizine tutkulanmış, avuçları temiz, yüreği umut dolu olanı hatırladım.
Ne yitmiş, ne artmıştım…
   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder