10 Şubat 2017 Cuma

Moonlight Sonata..

O kış diğer kışlardan daha bir sertti sanki.
Deli gibi bir yağmurun bağrında çamura bulanmış bir karanlığın derinliğine salmıştı kendini adam..
Biraz yorgun, biraz hüzünlü baya özlemiş bir halde idi.
Emsal zamanların aksine yüzü duygularına muhalif mimiksizdi.
Leş gibi olmuş ayaklarıyla yararken geceyi yıkılmış bedeninde kırılmış bir ruhu ağırlamaya çalışıyordu.
Toprağın kokusuyla sevişirken ciğerleri, en büyük çaresizliği olan kendisi gerçeği bir kez daha evrildi
Zihninde.
Kendisi ile olan meşguliyetini sonlandıramamış bir adamdı.
Kış bitimi bahar başlangıcı olmadı idi.
Yağmur soğuk yağıyordu.
Üstündeki ince uzun pardesü ve saçı sakalından görünmeyen kemikli yüzü ile seyyahları andırıyordu.
Sonunu getiremediği sigaralar grimsi bir dumanla perdelerken gözlerini, kahrı bedeninde
Yankılanıyordu.
En netler dahi bulanmışken; koca bir yağmur damlası zihnini delercesine yapıştı alnına.
Olduğu yeri yadırgarcasına, kocaman olmuş göz bebekleri ile algısını silkeledi.
Bu sert geçiş anımsattı serkeşliğini..
Eskiz ah Eskiz..
Seni öyle içimden söküp atamam.
Esirgemedim hiçbir şeyi senden.
Kayalıkta bitmiş bir ağaç gibiyim; yanlış yerde yanlış zamanda büyümüşüm.
Varlığın ruhumu örseleyip, beni yerden yere vururken gülemem.
Gülüşümden beslenen temiz ruhları doyuramam, günahsız oldukları halde aç kalırlar..
Seni apansız ve umarsızca severken mutsuzluğa atma beni.
İşte bu yüzden, en çok bu yüzden bakacaksan eğer gözlerime göm geçmişinin lanetlerini yerin dibine!
Ardından sıyrıl!
Doğmak üzere olan güneşin ışıklarına teslim et kendini!
Ben boşlukta süzülenim ve bırak süzülelim boşlukta..
Ne sen kalsın ne ben!
Karışsın atomlarımız, yeni bir varlık olalım.
(Eskiz)
Büyüdükçe ağırlaşan ağrılarım var benim.
Epeyce bir zaman idare ettik; kendim ve insanlar.
Yolumdan memnun, yolunda emniyetli gezdi ayaklarım evreni.
Yolunda gibi görünen bir yalnızlığın içinde hala kaçmak isteyen bir ruhun dizginiydi oysa bedenim!
Ki sen tariflerin elini diline dolaştıran adam!
Var oluşunun nesnelerini rahatsız ettim.
Bilerek ya da bilmeyerek olması değildi mühim olan, olması idi..
Ve kendimden çıkardın beni, soluğumu tıkamış olan yaşanmışlık yumağı çıkıverdi boğazımdan.
Sınırları saçlarımda başlayıp, ayak tırnaklarımda biten dünya büyüdü gözlerimde.
Utandı ruhum!
Yok oluşun bile beslerken beni, bir et yığını gibi yüreğine çöküşümü izledim sonra.
Sustum!
Ama bu sefer ki başka, çaresizlikten öte bir susku.
Kelimeleri bir ipe dizebilmek için çok mücadele verdim.
Ancak bil ki şarkı söylemek isterken yüzü kızarıp arkası dönen bir çocuk edasıyla ses veriyorum
titremeden duramayan soluğuma..
İşte bu yüzden ömür boyu ol’da kalacağım üç şey veriyorum sana:
Bu tuttuğum yontulmaktan ufalanmış kurşun kalem acıyla büyümüş benliğim benim. Öğütüldükçe
perçinlenmiş geçmişim ve gizim..
Ki sen de bıraktığım izim.
Dikenlerinden arınamamış bu beyaz gül; benim hiçliğim. Renklerin bulanmasından aklaşmış, her
şeyken, hepken hiçliğe terfi etmiş, yalnızlığı özgürlüğe katık etmiş bir soluk uzaklığında aşka gebe
masumiyetim
Avuçlarında toprakla buluşmaya hasret; yokluğunda bile hayat bulacak olan bir armut ağacı tohumu
taşıyorsun.
İşte o dallarıyla saracak bedenini. Her mevsim kuruyup yeşerirken hayata aşkın ve acının ironik hissini
yaşatacak sana.
Bir gömüleceğim toprağına; bir yeşereceğim tarlalarına.
Sen!
İçime kazdığım kuyusun,
Seslendikçe daha fazla dönüyorsun,
Burada bıraktığın bir evren,
Sensiz seni anlattı onlara.
Bildim bildiklerini,
Gördüm gördüklerini,
Yürüdüm yürüdüklerine,
Bil ki gerçeğinde kaybettim varoluşu!
Üşüdüğünü hissetti adam.
Elinde yanan sigarayı fark edip günlerdir içmemişçesine bir nefes çekti içine.
Tüm olanlardan arınırcasına olduğu yerde bedenini örten ne varsa sıyırdı attı.
Ölümle hayat arası o nefes, algısında çakan şimşek, alnından başlayıp kasıklarına kadar süzülen
yağmur peyder pey kavuşturdu kendini kendine.
Tüm varlığı ile isyanda oluşunu, şah damarları derisini yırtarcasına haykırıyordu gök yüzüne.
Yoğun çamur yerle yeksan bacaklarını yok ederken; nefesini dahi yere seriyordu adam.
Secde de uzanıyordu çamura.
Tüm fizik kurallarına inat kütleden muaf halde yalnızca boşlukta süzülendi oysa…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder