Moonlight Sonata..
O kış diğer kışlardan daha bir sertti sanki.
Deli gibi bir yağmurun bağrında çamura
bulanmış bir karanlığın derinliğine salmıştı kendini adam..
Biraz yorgun, biraz hüzünlü baya özlemiş bir
halde idi.
Emsal zamanların aksine yüzü duygularına
muhalif mimiksizdi.
Leş gibi olmuş ayaklarıyla yararken geceyi
yıkılmış bedeninde kırılmış bir ruhu ağırlamaya çalışıyordu.
Toprağın kokusuyla sevişirken ciğerleri, en
büyük çaresizliği olan kendisi gerçeği bir kez daha evrildi
Zihninde.
Kendisi ile olan meşguliyetini sonlandıramamış
bir adamdı.
Kış bitimi bahar başlangıcı olmadı idi.
Yağmur soğuk yağıyordu.
Üstündeki ince uzun pardesü ve saçı sakalından
görünmeyen kemikli yüzü ile seyyahları andırıyordu.
Sonunu getiremediği sigaralar grimsi bir
dumanla perdelerken gözlerini, kahrı bedeninde
Yankılanıyordu.
En netler dahi bulanmışken; koca bir yağmur
damlası zihnini delercesine yapıştı alnına.
Olduğu yeri yadırgarcasına, kocaman olmuş göz
bebekleri ile algısını silkeledi.
Bu sert geçiş anımsattı serkeşliğini..
Eskiz ah Eskiz..
Seni
öyle içimden söküp atamam.
Esirgemedim
hiçbir şeyi senden.
Kayalıkta
bitmiş bir ağaç gibiyim; yanlış yerde yanlış zamanda büyümüşüm.
Varlığın
ruhumu örseleyip, beni yerden yere vururken gülemem.
Gülüşümden
beslenen temiz ruhları doyuramam, günahsız oldukları halde aç kalırlar..
Seni
apansız ve umarsızca severken mutsuzluğa atma beni.
İşte bu
yüzden, en çok bu yüzden bakacaksan eğer gözlerime göm geçmişinin lanetlerini
yerin dibine!
Ardından
sıyrıl!
Doğmak
üzere olan güneşin ışıklarına teslim et kendini!
Ben
boşlukta süzülenim ve bırak süzülelim boşlukta..
Ne sen
kalsın ne ben!
Karışsın
atomlarımız, yeni bir varlık olalım.
(Eskiz)
Büyüdükçe
ağırlaşan ağrılarım var benim.
Epeyce bir zaman
idare ettik; kendim ve insanlar.
Yolumdan memnun, yolunda
emniyetli gezdi ayaklarım evreni.
Yolunda gibi
görünen bir yalnızlığın içinde hala kaçmak isteyen bir ruhun dizginiydi oysa
bedenim!
Ki sen tariflerin
elini diline dolaştıran adam!
Var oluşunun
nesnelerini rahatsız ettim.
Bilerek ya da
bilmeyerek olması değildi mühim olan, olması idi..
Ve kendimden
çıkardın beni, soluğumu tıkamış olan yaşanmışlık yumağı çıkıverdi boğazımdan.
Sınırları
saçlarımda başlayıp, ayak tırnaklarımda biten dünya büyüdü gözlerimde.
Utandı ruhum!
Yok oluşun bile
beslerken beni, bir et yığını gibi yüreğine çöküşümü izledim sonra.
Sustum!
Ama bu sefer ki
başka, çaresizlikten öte bir susku.
Kelimeleri bir
ipe dizebilmek için çok mücadele verdim.
Ancak bil ki
şarkı söylemek isterken yüzü kızarıp arkası dönen bir çocuk edasıyla ses veriyorum
titremeden
duramayan soluğuma..
İşte bu yüzden
ömür boyu ol’da kalacağım üç şey veriyorum sana:
Bu tuttuğum
yontulmaktan ufalanmış kurşun kalem acıyla büyümüş benliğim benim. Öğütüldükçe
perçinlenmiş
geçmişim ve gizim..
Ki sen de
bıraktığım izim.
Dikenlerinden
arınamamış bu beyaz gül; benim hiçliğim. Renklerin bulanmasından aklaşmış, her
şeyken, hepken
hiçliğe terfi etmiş, yalnızlığı özgürlüğe katık etmiş bir soluk uzaklığında
aşka gebe
masumiyetim
Avuçlarında
toprakla buluşmaya hasret; yokluğunda bile hayat bulacak olan bir armut ağacı
tohumu
taşıyorsun.
İşte o dallarıyla
saracak bedenini. Her mevsim kuruyup yeşerirken hayata aşkın ve acının ironik
hissini
yaşatacak sana.
Bir gömüleceğim
toprağına; bir yeşereceğim tarlalarına.
Sen!
İçime kazdığım
kuyusun,
Seslendikçe daha
fazla dönüyorsun,
Burada bıraktığın
bir evren,
Sensiz seni
anlattı onlara.
Bildim
bildiklerini,
Gördüm
gördüklerini,
Yürüdüm
yürüdüklerine,
Bil ki gerçeğinde
kaybettim varoluşu!
Üşüdüğünü hissetti adam.
Elinde yanan sigarayı fark edip günlerdir
içmemişçesine bir nefes çekti içine.
Tüm olanlardan arınırcasına olduğu yerde
bedenini örten ne varsa sıyırdı attı.
Ölümle hayat arası o nefes, algısında çakan
şimşek, alnından başlayıp kasıklarına kadar süzülen
yağmur peyder pey kavuşturdu kendini kendine.
Tüm varlığı ile isyanda oluşunu, şah damarları
derisini yırtarcasına haykırıyordu gök yüzüne.
Yoğun çamur yerle yeksan bacaklarını yok
ederken; nefesini dahi yere seriyordu adam.
Secde de uzanıyordu çamura.
Tüm fizik kurallarına inat kütleden muaf halde
yalnızca boşlukta süzülendi oysa…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder