10 Şubat 2017 Cuma

Varışlarımdan - 3

Gebe kalışlarım sonrası...
Deryaları görmeyi umduğun yüzler mevcutlarınla yargılarken seni hala yaşayabiliyor olmak insan olmanın en büyük kanıtı olsa gerek..
Kavrayamadığım gerçeklikler var ve kavrayacağıma dair umudumu yitirdiğim.
Her şeyi iteleyip yaşamsal düzlemden kalanla ilgilenmek istediğimde anlar ve paylaşımların insanla kesiştiği kümelere varıyorum. 
Durum bu kadar netken, neden bütün zaman dilimleri içinde kabul görmüş olduğumuz kuralların ucunda savruluyoruz ki?
Farklı olduğumuzu iddia ettiğimiz her cümle, her ruhaliyet, her sıçrama aslında bir türlü varamadığımız hayallerin bıraktığı sancıların orgazmı gibi.
Belki de hiç farklı olmadık, belki de farklı olmak ruhlar evrilirken cesareti de irileştirmekle mümkündü. 
Korkaklık sabitliği öğretirken ve yaşatırken herkes gibi, cesaret usulca terk etti yuvasını. 
Ve biz kalakaldık yaşamın olabildiğince sıradan çerçevesi içinde.
Oysa dışarıdan bakılınca olağandışı görünmeyen, sosyal konumu perçinleyen hayatlarımız vardı. 
Bizse aykırılık serüvenimizi devam ettirmek adına elit cemiyetlerde ruhsal boşalımlar yaşayarak kendine yolculuk ilkesine defalarca tecavüz edip, 
narsist ruhlarımızı beslemiş olduk. Ve korkarım bu iğrenç kendini kandırmaca seansları soluk can verdikçe bedene devam edecek.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Budalayız.
Mevcutla sözde ilkelerimiz arasındaki can cekişmeyi farklılık sanan budalalarız her birimiz.
Eylemsizlik düzleminde sürdüregeldiğimiz hayatlarımızı ütopyalarımızda taçlandıran şaşkınlarız.
Yalnızlığımız farklılığımızdan değil, savrulmamızdan kaynaklı idi hep.
Belki hep bildik hastalığımızı belki de bilmeden sandık olduk olası.
Acı çekiyorum, bu sefer gerçekten sahici bir sancı ile örülü ruhum.
İnandığım her şey inandığım kendim yerle yeksan oldu fark ettiklerimle.
Ve olduğum tam bu noktada nefes almak gittikçe güçleşiyor.
Yaşamı sindirmek bir hayli zor.
Ölümü yaşamdan farksız kılan bir yolda epeyce yol almış durumdayım yani..
Boğulmayı bilir misin?
Peyder pey bir algısızlık çöker üzerine, önce çırpınır sonra vazgeçersin sona direnmenin faydasızlığını anladığında.
Beyin uğultularla örülür, zihin bulanıklığını zirvede yaşarsın o vakit.
Uğultuların ebedi sessizliğine bedellenmiş gibiyim,
Hareketsiz ve razıyım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder