Dünya Zemini - 4
Günlerdir yüreğimin kıyısındaki o ince sızıyı daha yüzeyde hissediyorum.
Yine şaşkınlığın arkasında boynu bükük umutların çöreklendiği ufacık bakışlar..
Ufak kalması gerekirken birden belki on belki yirmi yaş alan bakışlar.
Bilmem kaçıncı tanışıklık hissi bu bendeki sayamadım.
Artık neden demiyorum, çünkü o meşhur yeni dünya düzeninin neyden beslendiğini çok iyi biliyorum.
Kan ve para..
Bu gerçeklik değişmezken, insanlığın eylemsizliği de değişmiyor malesef.
En iyimiz belki aynada yüzüne indirdiği tokadın şiddetiyle oynuyor.
Lakin dışarda değişen, gidişata ters en ufak bir kımıldanışın sebebi olamıyoruz, onca insan..
Ben kendi adıma yoruldum artık, gazze, ırak, lübnan, halep, mısır ölüyor diye bağrınmaktan.
Bu vicdan kusması kıvamındaki serzenişlerden..
Belki birçoğunuz kamuoyu oluşturuyoruz diye öfkeyle lafı yapıştıracak bana.
Sormak isterim elbet; hangi kamuoyu? Sistemin kaymağına bal yatırıp yiyen kamuoyu mu?
Niye kendimizi kandırıyoruz ki?
Bugün sosyal ortamlarda sözde duyarlılık abidesi olup, yarın belki 2-3 tl ye mal edilmiş bir hamburger menuyu 30 tl ye oturup keyifle mideye indireceğiz..
Gerçekten bir şeyler mi yapmak istiyoruz?
Eğer cevabı evetse, yapılacak şeyde basit.
Üretmek ve ihtiyaca tabii tüketmek.
Yani bu kapital düzeni daha fazla beslememek.
Değer yargılarımızı kökten bir değişime sokmak aslında.
Kaşıkla verip kepçeyle alan bir düzenin algısız köleleriyiz.
Dahiyane bir kurguyla cebimiz kabardıkça özgürleştiğimizi sandırılıp, mahkum ve bağımlı bir hayata evrildik.
Kaçımız yerli üretime destek veriyoruz mesela, markalara eşek yüküyle para gömmek yerine..
O yüzden diyorum vicdan kusması diye.
Bu tezgah insani değerler ile dönmüyor, bir matematiği var.
Çok da basit bir denklemi var.
İhtiyacımız olan tek şey ise Mevlanın bütün yaradılmışlardan üstün kılmasının sebebi olan akıllarımız ve düşünce yetimiz.
Dur, düşün ve davran ilkesinin ilk iki aşamasını çoktan geçtiğimizi varsayarak davranma düzleminde acilen konum almamız gerektiğine inanıyorum.
Haddimi aştıysam eğer ki sanmıyorum az bile konuştum, bunun için ne kendimden ne de çevremden özür dilemeyeceğim.
Üzerine toprak serpip öldü diye bi köşeye itelediğimiz gerçekliğimizle acı da olsa buluşma vakti gelmedi mi???
bu sistemi düzeltmenin bireysel yolu yok aksine daha kötüleştirmenin bir yolu var bu düzeni kuran uluslarla savaşmak gibi şu ana kdar bu düzene karşı gelebilecek tek bir şey olduğunu farkettim o da islambirliği onu da yapabilecek olan iran ve türkiye derin devletleri arabistan gibi ülkelerin böyle bir şey yapacağı yok ve bu iki ülke bir şeyler yapmaya çalışmadığı sürece bu dünyada bir şeyler değişmesi imkansız adamların imparatorluğu kalıcı
YanıtlaSil